28 Şubat 2025 19:13
/
Güncelleme: 19:22

Çukuralan’da çevre hukukunun “h”si bile kalmadı!

Çukuralan Altın madeninin 3. kapasite artışına verilen ÇED olumlu kararını değerlendiren davanın avukatı Arif Ali Cangı, “Çukuralan’da hukukun h’si bile kalmadı” dedi.

Çukuralan’da çevre hukukunun “h”si bile kalmadı!

Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel

Özer Akdemir
ozerakdemir@gmail.com


Adı geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı tarafından “Türk Altın Şirketi A.Ş.” olarak değiştirilen Koza Altın’a hukukun işlemediğinin son örneği İzmir Dikili Çukuralan Altın madeninden geldi. Madenin ve kırma eleme tesislerinin 3. kapasite artışına verilen ÇED olumlu kararını değerlendiren davanın avukatı Arif Ali Cangı, “Çukuralan’da hukukun h’si bile kalmadı” dedi.

Yaklaşık 25 yıldır İzmir Bergama yakınında faaliyet gösteren Bergama Ovacık Altın Madeni çevresinde altınlı cevher bitince altıncı şirket madeni kapatmak yerine yakınlarda açtığı yeni madenlerden elde ettiği cevheri Ovacık’a taşıyarak faaliyetini devam ettirme yoluna gitti.

Çukuralan, Ovacık Altın madeninin ham madde deposu oldu

Bergama’daki siyanürle ayrıştırma tesisleri bir üs haline getirilerek siyanürle tank liçi denilen yöntemiyle altın üretimi devam etti. Çukuralan altın madeni Bergama'daki Ovacık Altın madeninin işletmesini devam ettirmesi için kullanılan bir hammadde deposu haline getirildi.

Gülen’cilerden TMSF’ye oradan Varlık Fonuna

2005 yılında Amerikan Normady’den, Fethullah Gülen Cemaatine yakınlığı ile bilinen İpek Ailesine ait Koza Altın Şirketine satılan Ovacık Altın Madeni, AKP-Gülen cemaatinin arasının bozulmasının ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından önce TMSF’ye, ardından da Varlık Fonu’na devredildi.

“Gülen cemaatine ne isterlerse verilen dönemin davalarını hep kaybettik”

Ovacık’taki madene 40 km uzaklıkta bulunan İzmir Dikili ilçesi sınırları içerisindeki Çukuralan Altın madeni Ovacık’taki siyanür ayrıştırma işletmesine cevher taşınan en önemli madenlerden birisi oldu. 2010 yılından bu yana altın cevheri çıkarılan maden o günden bu yana üç kez kapasite artışına gitti. Madene karşı EGEÇEP ve Dikili Belediye eski Başkanı Osman Özgüven tarafından açılan davaların avukatı Arif Ali Cangı, madenin ilk döneminde AKP ile Gülen Cemaatinin arasının “ne istedilerse verdik” denilen döneme denk geldiğine dikkat çekerek, bu süreçte açtıkları davaların hemen hepsinin reddedildiğini dile getirdi.

Hiç bitmeyen ÇED davaları

Camaat ile AKP’nin arasının bozulması ve sonrasında yaşanan 15 Temmuz Darbe girişiminin ardından mahkemelerden de objektif kararlar almaya başladıklarını aktaran Cangı, bu süreçte madenin 3. Kapasite artışı ÇED davasını kazandıklarını belirtti. Maden işletmesinin bu iptal kararının hemen ardından 2009/7 Genelgesi uyarınca yeni bir ÇED raporu hazırladığı ve buna Bakanlık tarafından ÇED Olumlu kararı verildiğini dile getiren Cangı, bu kararı da açtıkları mahkeme sonrası iptal ettirmelerine rağmen şirketin yeniden 2009/7 Genelgesine dayanarak yeni ÇED belgesi aldığını söyledi.

Hukuk Çukuralan'ın çukuruna gömüldü!

Tüm bu ÇED kararları ve açılan davalarının ilk derece mahkemelerinde iptal ile sonuçlanmasına rağmen Danıştay’ın daha önce kendi verdiği bozma kararlarının tam aksine bir karar ile bu sefer şirket lehine bu iptal kararlarını bozduğuna dikkat çeken Cangı, sonuç olarak madenin ve kırma eleme tesisinin 3. Kapasite artışına  ÇED Olumlu kararı verilerek şirketin çalışmalarına olanak tanındığını ifade etti. Konuyu AYM’ye taşıdıklarını aktaran Cangı şunları söyledi; “Şu anda Çukuralan altın madeninde çevre hukukunun h'si kalmış değil.  Şimdiye kadar yürütülen hukuk mücadelelerinin hepsi etkisiz hale getirilmiş durumda. Çevre hukuku Çukuralan’ın çukuruna gömüldü!..”

“Yine de vazgeçmeyeceğiz, yeni dava yolda”

Çukuralan’daki madenin açık ocaktan yeraltı madenciliğine geçtiğini oysa şu an geçerli olan ÇED Raporunun açık ocak işletmeciliğine göre hazırlandığının altını çizen Cangı, ”Şuan Çukuralan'daki faaliyetin yaratmış olduğu tahribat somut olarak tespit edilmiş olsa hiçbir şekilde bu işletmeye izin verilmez. Ancak yine Atı alan Üsküdar'ı geçiyor! Mahkemeler de eskisi gibi kararlar vermez oldu. Tabii ki biz yine vazgeçmeyeceğiz. Bu ÇED olumlu kararının iptali için de dava açacağız. Dava sırasında şimdiye kadar girilmeyen yeraltı ocağında bilirkişi keşfi yapılmasını isteyeceğiz. Böylece galerilere girip orada ne olup bittiğini öğrenmeye çalışacağız. Madene karşı son davaları İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte açmıştık, bu davayı da ortaklaşa açma çağrısında bulunuyorum” diye konuştu. 

Evrensel'i Takip Et